Kelime — 9

Edevat

Edevat bir takım lafızlardır ki başlı başına bir mana ifade etmeyüb ancak başka kelimelere ilave olunarak yahud kelimeler arasında bulunarak ol kelimelere mahsus manalar ifade ider.

ادوات بر طاقم لفظلردركه‌ باشلى باشنه‌ بر معنى افاده‌ ايتميوب انجق بشقه‌ كلمه‌لره‌ علاوه‌ اولنه‌رق ياخود كلمه‌لر اره‌سنده‌ بولنه‌رق اول كلمه‌لره‌ مخصوص معنالر افاده‌ ايدر.

İçün

(içün) edat-ı talildir1 ki bir fiilin sebeb ve illetini2 bildirmek içün kelimelerin ahirine gelür. Nitekim ders içün mektebe3 geldi. Eğlenmek için bağçeye giderim. Senin içün yer hazırladım, benim içün gam çekme dinilür.

(ايچون) ادات تعليلدركه‌ بر فعلڭ سبب و علتنى بيلديرمك ايچون كلمه‌لرڭ آخرينه‌ گلور. نته‌كيم درس ايچون مكتبه‌ گلدى. اگلنمك ايچون باغچه‌يه‌ گيدرم. سنڭ ايچون ير حاضرلدم، بنم ايچون غم چكمه‌ دينلور.

Zira

(zira) dahi talil1 içündür. Ancak kelamın ibtidasına4 gelür. Nitekim çalış zira sene başı imtihanında girüye kalursun dinilür.

(زيرا) دخى تعليل ايچوندر. انجق كلامڭ ابتداسنه‌ گلور. نته‌كيم چالش زيرا سنه‌ باشى امتحاننده‌ گيرويه‌ قالورسين دينلور.

Çünkü

(çünkü) dahi zira makamında kullanılur.

(چونكه‌) دخى زيرا مقامنده‌ قوللانيلور.

Üzere

(üzere) bir şeyin üstü dinilecek yerde kullanılur. Nitekim ayak üzere durdu ve damın üzerine çıkdı dinilür.

(اوزره‌) بر شيئڭ اوستى دينله‌جك يرده‌ قوللانيلور. نته‌كيم اياق اوزره‌ طوردى و طامڭ اوزرينه‌ چيقدى دينلور.

İle

(ile) birlikte olmak manasını ifade ider. Nitekim falan efendi ile camiye gittim dinilür ve ekseriya alet ve vasıta olan şeylere lahik5 olur. Nitekim bıçak ile kestim ve araba ile gittim dinilür.

(ايله‌) برلكده‌ اولمق معناسنى افاده‌ ايدر. نته‌كيم فلان افندى ايله‌ جامعه‌ گيتدم دينلور و اكثريا آلت و واسطا اولان شيلره‌ لاحق اولور. نته‌كيم بچاق ايله‌ كسدى و عربه‌ ايله‌ گيتدى دينلور.

Ve bazen Elif ve Ya’sı hazf olunarak yalnız (la, le) kalur. Mesela bıçakla dinilür.

و بعضاً الف و ياسى حذف اولنه‌رق يالڭز (له‌) قالور. مثله‌ بچاقله‌ دينلور.

Da, De

(da, de) zarfiyet içündür. Mektebde okudum. Arabada uyudum, Ramazan’da oruc tuttum gibi.

(ده‌) ظرفيت ايچوندر. مكتبده‌ اوقودم. عربه‌ده‌ اويودم، رمضانده‌ اوروج طوتدم گبى.

Dan, Den ve Dak, Dek

(dan, den) ibtida içün ve (dak, dek) intiha içündür. Nitekim İstanbul’dan Haleb’edek ve Haleb’den Urfa’yadek gittim dinilür.

(دن)ابتدا ايچون و (دك) انتها ايچوندر. نته‌كيم استانبولدن حلبه‌دك و حلبدن اورفه‌يه‌دك گيتدم دينلور.

Ve bazen bir şeyin aslını beyan içün kullanılur. Çukadan6 cüppe7 kesirdim gibi.

و بعضاً بر شيئڭ اصلنى بيان ايچون قوللانيلور. چوقه‌دن جبه‌ كسدردم گبى.

Ve bazen teb’iz8 içün gelür. Şu sürüden bir kuzu getür ve şu attan bir parça kes dinildiği gibi.

و بعضاً تبعيض ايچون گلور. شو سوريدن بر قوزى گتور و شو اتدن بر پارچه‌ كس دينلديگى گبى.

Ve bazen tefzil makamında kullanılur. Tafzil9 bir şeyi diğer şeye tercih itmektir. Nitekim mektebe gitmek bağçede gezmekten daha faidelidir dinilür.

و بعضاً تفضيل مقامنده‌ قوللانيلور. تفضيل بر شيئ ديگر شيئه‌ ترجيح ايتمكدر. نته‌كيم مكتبه‌ گيتمك باغچه‌ده‌ گزمكدن دها فائده‌ليدر دينلور.

Edat-ı Tafzil

(edat-ı tafzil) ikidir. Birisi (daha) lafzıdır ki daime böyle (dan, den) lafzından sonra gelür. İkincisi (en) lafzıdır. Hünerlerin10 en alası11 yazıdır dinildiği gibi.

(ادات تفضيل) ايكيدر. بريسى (دها) لفظيدركه‌ دائما بويله‌ (دن) لفظندن صڭره‌ گلور. ايكنجيسى (اڭ) لفظيدر. هنرلرڭ اڭ اعلاسى يازيدر دينلديگى گبى.

Gibi

(gibi) edat-ı teşbihdir.12 Yani bir şeyi bir şeye benzetmek içün kullanılur. Nitekim dişleri incü gibidir dinilür.

(گبى) ادات تشبيهدر. يعنى بر شيئ بر شيئه‌ بڭزتمك ايچون قوللانيلور. نته‌كيم ديشلرى اينجو گبىدر دينلور.

Niteki, Nitekim

(Niteki) dahi teşbih13 ve temsil14 içün kullanılur. Ve bazen Mim ilavesiyle Nitekim dinilür.

(نته‌كه‌) دخى تشبيه و تمثيل ايچون قوللانيلور و بعضاً (ميم) علاوه‌سيله‌ نته‌كم ديملور.

Sanki

(sanki) kelimesi dahi böyle teşbih13 makamında kullanılur. Niteki ben seni sanki bilmiyorum dinilir ki güya bilmiyorum gibi dimek olur.

(صانكه‌) كلمه‌سى دخى بويله‌ تشبيه مقامنده‌ قوللانيلور. نته‌كه‌، بن سنى صانكه‌ بيلميورم دينلوركه‌ گويا بيلميورم گبى ديمك اولور.

Ki

(ki) edat-ı rabıtadır.15 Anladım ki sen derse çalışıyorsun dinildiği gibi.

(كه‌) ادات ربطدر. اڭلادم‌كه‌ سن درسه‌ چاليشيورسين دينلديگى گبى.

Dahi

(dahi) edat-ı atftır.16 Niteki ben geldim o dahi geldi dinilür. Ve bazen (hi) hazf olunarak ve yerine Ha-ı resmiye konularak oda geldi dinilür.

(دخى) ادات عطفدر. نته‌كه‌ بن گلدم او دخى گلدى دينلور. و بعضاً (خى) حذف اولنه‌رق و يرينه‌ هاء رسميه‌ قونيله‌رق اوده‌ گلدى دينلور.

Hem

(hem) dahi edat-ı atftır.16 Geldi hem gitti gibi.

(هم) دخى ادات عطفدر. گلدى هم گيتدى گبى.

Ve bazen mükerrer17 olarak kullanılur. Hem geldi hem gitti gibi.

و بعضاً مكرر اوله‌رق قوللانيلور. هم گلدى هم گيتدى گبى.

Ve böyle mükerrer17 oldığı surette ikincisine bazen (de) ilave olunur. Mesela bu gün seyir18 yerinde çok pare sarf19 ettim hem de eğlenemedim dinilür.

و بويله‌ مكرر اولديغى صورتده‌ ايكنجيسنه‌ بعضاً (ده‌) علاوه‌ اولنور. مثلا بو گون سير يرنده‌ هم چوق پاره‌ صرف ايتدم همده‌ اگلنه‌مدم دينلور.

Ve bazen edat-ı atf16 mahzuf20 olur. Nitekim kağıd kalem getür dinilür ki kağıd hem kalem dimektir.

و بعضاً ادات عطف محذوف اولور. نته‌كم كاغد قلم گتور دينلوركه‌ كاغد هم قلم ديمكدر.
Şerhشرح

Ve lisanımızda bir siga-i fiiliye vardır ki edat-ı atf manasını mütezemmin21 olur. Ana siga-i atfiye dinilür.

و لسانمزده‌ بر صيغه‌ٔ فعليه‌ واردركه‌ ادات عطف معناسنى متضمن اولور. اڭا صيغهٔ عطفيه‌ دينلور.

Bunda kaide oldur ki madde-i asliyenin ahiri mazmum22 kılınur ve birde Be ilave olunur. Gelüb gitti gibi ki geldi hem gitti dimek olur.

بونده‌ قاعده‌ اولدركه‌ ماده‌ٔ اصليه‌نڭ آخرى مضموم قيلنور و برده‌ (با) علاوه‌ اولنور. گلوب گيتدى گبى‌كه‌ گلدى هم گيتدى ديمك اولور.

Eğer madde-i asliyenin ahiri zaten herekeli ise bir Ya dahi ilave kılınur. Okuyub yazdı ve söyleyüb yazdırdı gibi.

اگر ماده‌ٔ اصليه‌نڭ آخرى ذاتاً حركه‌لى ايسه‌ بر (يا) دخى علاوه‌ قيلنور. اوقويوب يازدى و سويليوب يازدردى گبى.

Yahud

(yahud) dahi edat-ı atftır. Ancak terdid23 makamında kullanılur. Niteki mektebe git yahud bir sanat öğrenmeğe sa’y24 et dinilür.

(ياخود) دخى ادات عطفدر. انجق ترديد مقامنده‌ قوللانيلور. نته‌كه‌ مكتبه‌ گيت ياخود بر صنعت اوگرنمگه‌ سعى ايت دينلور.

Ve bazen (hud) hazf olunurak yalnız (ya) kalur. Gelmiş ya gelecekmiş gibi.

و بعضاً (خود) حذف اولنه‌رق يالڭز (يا) قالور. گلمش يا گله‌جكمش گبى.

Bazen mükerrer olarak gelür ve bu surette evvelkisi daima muhaffif25 olur. Ya sofraya26 otur yahud sofaya27 çık gibi.

بعضاً مكرر اوله‌رق گلور و بو صورتده‌ أولكيسى دائما مخفف اولور. يا سفريه‌ اوتور ياخود صفه‌يه‌ چيق گبى.

Deyü

(deyü) kelimesi terci28 yani bir şeyin vuku’unu29 ümid30 ve me’mul31 etmek makamında kullanılur. Nitekim bana ikram olunur deyü geldim dinilür ki ikram olunur ümidiyle geldi dimek olur.

(ديو) كلمه‌سى ترجى يعنى بر شيئڭ وقوعنى اميد و مأمول ايتمك مقامنده‌ قوللانيلور. نته‌كم بڭا اكرام اولنور ديو گلدم دينلوركه‌ اكرام اولنور اميديله‌ گلدى ديمك اولور.

Ancak

(ancak) hasr32 içündür. Yani bir şeyin bir şeye münhasır33 olmasını ifade eder. Nitekim bu işi ancak falan kimse yapabilür dinilür ki bu işi yapmak ana münhasırdır,33 başkası yapamaz dimek olur.

(انجق) حصر ايچوندر. يعنى بر شيئڭ بر شيئه‌ منحصر اولمسنى افاده‌ ايدر. نته‌كم بو ايشى انجق فلان كيمسه‌ ياپه‌بيلور دينلوركه‌ بو ايشى ياپمق اڭا مخصردر، بشقه‌سى ياپه‌ماز ديمك اولور.

Mı, Mi, Mu, Mü

(mı, mi, mu, mü) edat-ı istifhamdır.34 Yani bir şey anlamak içün sormak manasını ifade ider. Nitekim falan adam geldi mi ve sen bu gün mü geldin dinilür.

(مى) ادات استفهامدر. يعنى بر شئ اڭلامق ايچون صورمق معناسنى افاده‌ ايدر. نته‌كم فلان ادم گلديمى و سن بو گونمى گلدڭ دينلور.

Ve bazen nefy makamında kullanılub ana istifham-ı inkari35 dinilür. Nitekim ben sana falan adam gelmez didim bak geldi mi dinilür ve gelmedi manası kasd olunur.

و بعضاً نفى مقامنده‌ قوللانيلوب اڭا استفهام انكارى دينلور. نته‌كم بن سڭا فلان آدم گلمز ديدم باق گلديمى دينلور و گلمدى معناسى قصد اولنور.

Sız, Siz ve Değil

(edat-ı nefy) isimlerde (sız, siz) ve sıfatlarda (değil) lafızlarıdır. Edebsiz ve edebli36 değil gibi.

(ادات نفى) اسملرده‌ (سز) و صفتلرده‌ (دگل) لفظلريدر. ادبسز و ادبلى دگل گبى.

Ve masdarların ahirine (sız, siz) geldikte Ya ve Nun dahi ilave olunur. Gelmeksizin, oturmaksızın gibi.

و مصدرلرڭ آخرينه‌ (سز) گلدكده‌ (يا) و (نون) دخى علاوه‌ اولنور. گلمكسزين، اوتورمقسزين گبى.

Gerek masdarlarda ve gerek fiiller ile fer’ fiillerde Mim harfi edat-ı nefy olur. Nitekim altıncı ve sekizinci bablarda beyan olunmuştur.

گرك مصدرلرده‌ و گرك فعللر ايله‌ فرع فعللرده‌ (ميم) حرفى ادات نفى اولور. نته‌كم التنجى و يدنجى و سكزنجى بابلرده‌ بيان اولنمشيدى.

Hiç

(hiç) nefyi tekid37 içündür. Nitekim falan efendi dersini hiç terk etmedi ben ana hiçbir şey diyemem dinilür.

(هيچ) نفيى تأكيد ايچوندر. نته‌كم فلان افندى درسنى هيچ ترك ايتمدى بن اڭا هيچ بر شئ ديه‌مم دينلور.

Lık, Lik

(lik) ve (lık) isimlerde mahalliyet38 manasını ifade eder. Çimenlik ve çalılık gibi.

(لك) و (لق) اسملرده‌ محليت معناسنى افاده‌ ايدر. چمنلك و چاليلق گبى.

Ve sıfatlarda masdariyet manasını ifade eder. Çirkinlik ve kanburluk gibi.

و صفتلرده‌ مصدريت معناسنى افاده‌ ايدر. چركينلك و قنبورلق گبى.

Edat-ı Nida (A)

(A) edat-ı nidadır.39 A canım gibi. Ve kelimenin evveli Elif ise buna bir Ya ilave olunur. Ay efendim gibi.

(آ) ادات ندادر. آ جانم گبى. و كلمه‌نڭ أولى (الف) ايسه‌ بوڭا بر (يا) علاوه‌ اولنور. آى افندم گبى.

Ve bazen tekid37 içün fiillerin ahirine A getürilür. Nitekim böyle olur A dinilür ki ne şübhe böyle olur dimektir.

و بعضاً تأكيد ايچون فعللرڭ آخرينه‌ آ گتوريلور. نته‌كم بويله‌ اولور آ دينلوركه‌ نه‌ شبهه‌ بويله‌ اولور ديمكدر.

Ve fiil eğer hafif harekeli ise bu A dahi hafif hareke ile telaffuz40 olunur. Nitekim falan efendi bu gün mektebe gider eh dinilür ki elbette gider dimek olur.

و فعل اگر خفيف حركه‌لى ايسه‌ بو آ دخى خفيف حركه‌ ايله‌ تلفظ اولنور. نته‌كم فلان افندى بو گون مكتبه‌ گيدر ئه‌ دينلوركه‌ البته‌ گدر ديمك اولور.

Ahiri harekeli fiillerden sonra gelen A harfinde evvel birde Ya getürilür. Nitekim didiğim çıktı ya, falan efendi geldi ya dinilür ki tahkik41 didiğim çıktı ve falan geldi dimek olur.

آخرى حركه‌لى فعللردن صڭره‌ گلان آ حرفندن أول برده‌ (يا) گتوريلور. نته‌كم ديديگم چيقدى يا, فلان افندى گلدى يه‌ دينلوركه‌ تحقيق ديديگم چيقدى و فلان گلدى ديمك اولور.

İşte

(işte) edat-ı tenbihtir.42 Yani muhatabın nazar-ı43 dikkatini44 celb45 içün kullanılur. İşte şuna bak işte derse böyle çalışmalı gibi.

(ايشته‌) ادات تنبيهدر. يعنى مخاطبڭ نظر دقتنى جلب ايچون قوللانيلور. ايشته‌ شوڭا باق ايشته‌ درسه‌ بويله‌ چالشملى گبى.

Ha

(ha) dahi edat-ı tenbihtir.42 Nitekim ha dinle ben sana bu meseleyi anladayım dinilür.

(ها) دخى ادات تنبيهدر. نته‌كم ها دڭله‌ بن سڭا بو مسئله‌يى اڭلاده‌يم دينلور.

Hele

(hele) dahi tenbih42 içün kullanılur. Hele şuna bak gibi.

(هله‌) دخى تنبيه ايچون قوللانيلور. هله‌ شوڭا باق گبى.

Ve ekseriya muzafferiyet46 makamında gelür. Hele dersimi belledim ve hele didiğimi yaptım gibi.

و اكثريا مظفريت مقامنده‌ گلور. هله‌ درسمى بلله‌دم و هله‌ ديديگمى ياپدم گبى.

Ve bazen hususan47 makamında kullanılur. Nitekim dersaadetin hele boğaz içinin havası ne latihtir dinilür.

و بعضاً خصوصا مقامنده‌ قوللانيلور. نته‌كم درسعدتڭ هله‌ بوغاز ايچنڭ هواسى نه‌ لطيفدر دينلور.

Haydi

(haydi) istical48 içündür. Haydi mektebe gidelim dinildiği gibi.

(هايدى) استعجال ايچوندر. هايدى مكتبه‌ گيده‌لم دينلديگى گبى.

Hâmiş

  1. talil: sebep bulma, bahâne gösterme 2

  2. illet: bir şeyin var olmasını sağlayan sebep, hastalık, saatlık

  3. mekteb: talebelerin ilim tahsili için toplandıkları bina, müessese

  4. ibtida: baş, başlama, bir işin, bir şeyin ilk defa ortaya çıkan kısmı veya başlama zamânı, zıttı intiha’dır.49

  5. lahik: eklenen, ek olarak katılan, ilâve edilen; bknz: lahika50

  6. çuka: çuha51 sözünün eski metinlerde rastlanan şekli

  7. cüppe: elbise üstüne giyilen, bedeni uzun ve bol, yenleri geniş, düğmesiz giyecek

  8. teb’iz: bölmek, bölük bölük etmek, bir kısma ait etmek

  9. tafdil / tafzil: Birini veya bir şeyi diğerlerine tercih etme, diğerlerine üstün görme

  10. hüner: bir işte gösterilen ustalık, beceriklilik, mahâret, bir şeyi iyi bilmekten, iyi yapabilmekten gelen üstün hal, mârifet

  11. ala: yükseklik, yücelik, şan ve şeref

  12. Edat-ı Teşbih: teşbih yaparken kullanılan sanki, gibi, mânend, misillü, âsâ, veş, gûne ilh. kelimelerden her biri

  13. teşbih: benzetme, benzetilme 2

  14. temsil: bir kimse veya topluluk adına davranma, kendine mâletme

  15. rabıta: iki şeyi birbirine bağlayan nesne, bağ, münâsebet, âlâka, bağ

  16. atf: iki kelime veya cümleyi birbirine bağlayan (harf yâhut kelime) 2 3

  17. mükerrer: tekrar eden, tekrar edilmiş, tekrarlanmış 2

  18. seyir: bakma, izleme, eğlenceleri izleme, soytarıları izleme, yürüyüş, yürüme, gidiş, gezip dolaşma, gezme, gezinme, teferrüç, tenezzüh; bknz: 52

  19. sarf: bir şeyi bir işte kullanma, o yolda harcama

  20. mahzuf: silinmiş, bulunduğu yerden kaldırılmış, hazfedilmiş (harf ilh.)

  21. mütezemmin: kavrayan, içine alan, müştemil.

  22. mazmum: harekesi ötre, zamme olup “o, ö, u, ü” şeklinde okunan, zammeli harf

  23. terdid: geri çevirmek, geriletmek, iki ihtimâlle fikir anlatmak

  24. sa’y: çalışma, çalışıp çabalama, emek sarfetme, ceht

  25. muhaffif: hafif duruma getiren, hafifleten

  26. sofra: üzerine yiyecekler, içecekler, tabak, kaşık, çatal vb. konularak çevresine oturulup yemek yenilecek şekilde düzenlenmiş masa

  27. sofa: evlerde oda kapılarının açıldığı ve eskiden ev halkının birlikte oturduğu, yemek yediği genişçe yer; bknz: suffe53

  28. terci: geri çevirme, geriye döndürme

  29. vuku’: olma, meydana gelme, husûle gelme

  30. ümid: arzu edilen, bir arzunun olmasını istemek

  31. me’mul: umulan, beklenen, ümit edilen, ümid

  32. hasr: yalnız bir şeye mahsus kılma, bir şey için ayırma ve sarfetme

  33. münhasır: yalnız bir kimseye, bir şeye mahsus olan 2

  34. istifham: sual, sorup anlama, bir husûsu anlamak için sorulan soru

  35. inkar: kabul ve tasdik etmeme

  36. edeb: insanın hatâya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü davranmasını sağlayan meleke, söz ve davranışlardaki ölçülülük, her hususta haddini bilip sınırı aşmama, terbiye, nezâket, zarâfet

  37. tekid: pekiştirme, sağlamlaştırma 2

  38. mahal: yer, mekân, mevki, cay

  39. nida: seslenme, çağırma, bağırma

  40. telaffuz: bir harfi ses özelliklerini, bir kelimeyi hecelerin uzunluk ve kısalığını, kalınlık ve inceliğini, vurgu özelliklerini belirterek söyleme, söyleyiş, söyleniş

  41. tahkik: bir şeyin ne olduğunu, doğru olup olmadığını anlamak için yapılan araştırma, soruşturma, hakîkatini anlayıp bilme

  42. tenbih: ikaz, emir, buyruk, bir şeyin yapılıp yapılmamasını söyleme 2 3

  43. nazar: bakış, bakma, göz atma

  44. dikkat: düşünceyi bir nokta üzerinde toplama

  45. celb: kendine doğru çekme

  46. muzafferiyet: zafer kazanma, gālip ve muzaffer54 olma hali

  47. hususan: bilhassa, hasseten

  48. istical: acele etme, sabırsızlanma

  49. intiha: son bulma, sona erme, son, nihayet

  50. lahika: bir yazıya eklenen kısım, zeyil, ek: “Lâhika-i mülkiyyet: sahiblik eki.” “Lâhika-i müteahhire: Son ek.” “Lâhika-i mütekaddime: Ön ek.” “Lâhika-i tasrîfiyye: Tasrif eki.” “Lâhika-i teşkîliyye: Teşkil eki.”

  51. çuha: yünden dokunmuş, tüysüz, ince ve sık düz kumaş

  52. temaşa: bakma, izleme, alimleri izleme, arifleri izleme, kainata ve mahlukatı alaka ile bakma

  53. suffe: sofa kelimesinin eski metinlerde geçen asıl şekli

  54. muzaffer: harpte zafer kazanmış, bir mücâdelede başarı, gālip

KadimElifba

"Gayret bizden, tevfîk Allah'tan."