Sıfat bir ismin hal ve keyfiyet1ini bildirmek için ol ismin yanına getirilen kelimedir. O isme dahi mevsuf2 denilir. Siyah at, siyah atlar, güzel araba, güzel arabalar gibi ki siyah ve güzel sıfat ve at ile araba mevsuf olur.
Kaideler
- Türkî’de sıfat daima mevsuftan evvel getirilir.
- Türkî’de mevsuf müfrid de olsa cemʿ de olsa sıfat daima müfrid olur.
- سياه آت: Siyah at
- گۉزل آرابه: Güzel araba
- سياه آتلر: Siyah at
- گۉزل آرابهلر: Güzel arabalar
Siyah ile güzel sıfattır. At ile araba mevsuftur.
Sıfat 2 dürlüdür: Sıfat-ı Asliye ve Sıfat-ı Kıyasiye
Sıfat-ı Asliye
Sıfat-ı asliye kaide ile yapılmayıpta öteden beri sıfat olarak kullanıla gelen kelimelerdir.
- اۆزۆن: uzun
- صاغر: sağır
- آغر: ağır
- قرمزى: kırmızı
- زنگين: zengin
- زۉػرد: züğürd
- تنبل: tenbel
- يۏق: yok
Sıfat-ı Kıyasiye
Sıfat-ı kıyasiye kaide ile yapılan sıfatlardır. Burada 2 usül takip edilir.
İlki müştaken3 yapılır yani bir masdardan hasıl olur.
- گلان: gelen
- بيلمش: bilmiş
Sanisi4 isimlerin ahirlerine getirlen edatlar ile yapılır. Bu edatları aşağıdaki cedvelden talim edelim:
Osmani elifbada:
- -cı, -ci, -cu, -cü, -çı, -çi, -çu, -çü: جى
- -lı, -li: لى - -lu, -lü: لۆ
- -ce, -ca, -çe, -ça: جه
- -sı, -si, -su, -sü: سى
- -msı, -msi, -msu, -msü: مسى
İsm-i mensub ve ism-i taklil edatları aşağıda teferruatlı izah olunur. Bakısının misalleri için aşağıdaki cedveli talim edelim:
- اتمكجى: etmekçi(ekmekçi)
- امتحانسى: imtihansı
- طاتلۆمسى: tatlumsu
- اۏرمانسى: ormansı
İsm-i Mensub
İsimlerin ahirine (lı, li) getürüldükte ism-i mensub5 olurki bu dahi bir nev’ sıfattır. Edirneli, Brusalı gibi. Ve bazen -lı, -li yerine -lu, -lü yazılur. Brusalu gibi.
Osmani elifbada:
- -lı, -li: لى,
- -lu, -lü: لۆ şekillerinde yazılırlar.
- أولى: evli
- بۏيلۆ: boylu
İsm-i Taklil
Sıfatların ahirine edat-ı taklil6 olan -ce getürilür. Sarıca, hafifce gibi ki biraz sarı ve az hafif dimek olur.
Osmani elifbada:
- -ce, -ca, -çe, -ça: جه şeklinde yazılır.
Misal: تركجه: Türkçe
Mübalağa ve Ziyadelik
Mübalağa7 ve ziyade8lik manası kasd9 olunursa pek yahud çok ve yahud gayet lafızları ilave olunur. Pek güzel, çok sivri, gayet yüksek gibi.
Osmani elifbada:
- pek: پك,
- çok: چوق,
- gayet: غايت şekillerinde yazılırlar.
Ve bazen sıfatların evveline harf-i tekrar ve bir de Ba ve yahud Mim ve yahud Sad ya Sin ilave olunarak mübalağa manası ifade olunur. Bembeyaz, sabsarı, kıbkırmızı, yemyeşil, gömgök, mosmor, masmavi, dümdüz, sibsivri, kıskıvrak, besbelli gibi. Pek beyaz, pek sarı, pek kırmızı, pek yeşil, pek gök, pek mor, pek mavi, pek düz, çok sivri, gayet kıvrak, pek belli dimek olur.
| Latini | Osmani |
|---|---|
| bembeyaz | بم بياض |
| sabsarı | صاب صارى |
| kıbkırmızı | قيب قرمزى |
| yemyeşil | يم يشيل |
| gömgök | گوم گوك |
| mosmor | موص مور |
| masmavi | ماص مائى |
| dümdüz | دوم دوز |
| sibsivri | سيب سيورى |
| kıskıvrak | قيص قيوراق |
| besbelli | بس بللى |
Osmani elifbada harf-i tekrarlı hece ile mübalağa yapıldığında işbu hecenin kelimeye bitişmediğine dikkat edelim.
Sayılar
Sayılar bir şeyin miktarını gösterdiklerinden sıfat yerinde kullanılırlar. Teferruatlı izahat kendi babında beyan olunur.
Hâmiş
-
keyfiyet: bir şeyin taşıdığı şu veya bu hal, nasıl ve ne türlü olduğu, vasıf, nitelik, iş, mesele, husus, vaziyet ↩
-
mevsuf: tavsif edilmiş, bir sıfata sahip, nasıl olduğu belirtilmiş ↩
-
müştak: bir kök veya mastardan türetilmiş kelime, isim ve fiil kelimelerinin aslisine eklenen lafızlarla elde edilen kelime ↩
-
sani: ikinci ↩
-
bir cemiyete, fırkaya, millete ilh. dahil olma hali, aza ↩
-
taklil: azaltma, indirme ↩
-
mübalağa: bir şeyi olduğundan daha fazla, daha büyük gösterme ↩
-
ziyade: fazla, çok ↩
-
kasd: niyet, istek, gaye ↩