Masdar bir zata nisbet edilmeksizin ve kendusiçun bir zaman düşünülmeyerek bir iş ve yahud bir hali bildiren kelimeye derler. يازمق : yazmak, دۉشنمك : düşünmek gibi.
Masdarın on dürlü itibarı vardır.
- Lafız İtibariyle
- Aslı İtibariyle
- Maddesi İtibariyle
- Terkib1 Cihetiyle
- Mânâ Cihetiyle
- Mef’ulun Bihine Nisbetle
- Failine Nisbetle
- Edat İtibariyle
- Mananın Zuhuru İtibariyle
- İsti’mali İtibariyle
Lafzı İtibariyle
Masdar lafzı itibariyle iki dürlü olur. Biri masdar-ı hafifdir ki ahirine mek lafzı getirilir گۉلمك : gülmek gibi. Biri dahi masdar-ı sakildir ki ahirine mak lafzı getirilir اغلامق : ağlamak gibi.
Harekesi hafif olan masdarların ahiri mek olur.
گلمك : gelmek, گۉلمك : gülmek, ايركيلمك : irkilmek gibi.
Harekesi sakil olan masdarların ahiri mak olur.
آلمق : almak, اۏلمق : olmak, ييلمق : yılmak gibi.
İşbu mak ile mek Türkçe masdarların edatı demek olub bunların makabli2 yani üst tarafı ekseriya sakin olur.
اۆرمق : urmak, سۉزمك : süzmek gibi.
Osmani elifbada:
Bazende meftuh3 olur ve fethada iki dürlü bulunup eğer sakil olur ise edat-ı masdarın makabline Elif: ا gelir.
اۏينامق : oynamak gibi. Eğer fetha hafif olur ise edat-ı masdarın makabline Ha-ı Resmiye: ه gelir. تۉرهمك : türemek, اۉرهمك : üremek gibi.
Bazende meksur4 olur ve bu halde edat-ı masdarın makabline Ya: ى yazılır.
چۉريمك : çürimek, آغريمق : ağrımak gibi.
Bazende mazmum5 olur ve o halde makabline Vav: و yazılır.
قۆرۆمق : korumak, سۉرۉمك : sürümek gibi.
Lakin edat-ı masdarların makabli fetha-i hafife ile meftuh oldığı halde Ha-ı Resmiye: ه konmaksızın başka bir masdara iltibas lazım gelmez yani benzemek iktiza itmez ise o halde Ha-ı Resmiye: ه ihtisar6 içun hazf7 olunur.
سويلمك : söylemek, ايڭلمك : inlemek, ايشلمك : işlemek, بڭزمك : benzemek, تترمك : titremek, گوشمك : gevşemek, اسرگمك : esirgemek, گيزلمك : gizlemek, كيشنمك : kişnemek, گوهلمك : gevelemek, دپهلمك : depelemek, بللمك : bellemek, بسلمك : beslemek gibi.
Eğer iltibas8 lazım gelür ise yani kelimenin okunmasında iştibah9 olur ise ol vakit Ha-ı Resmiye:
ه hazfı caiz10 olmaz ve yazılır.
Lakin
اۊدهمك : ödemek, الهمك : elemek, دنهمك : denemek, چيسهمك : çisemek masdarlarında her ne kadar iltibas yoğısada yine Ha-ı Resmiye: ه yazılır.
Elhasıl11 bu huruf12-ı imla kelimeyi okutturmak içün bir nev’ hareke olub icabına göre bazen yazılur ve bazen yazılmaz. Mesela düzelmek gibi okunmasın diye düzlemek masdarında Ha yazılmak lazımdır ama söylemek masdarı Ha-ı Resmiye: ه olmadan yazılabilir. Zira13 başka kelimeye müşabeheti14 yoktur.
Aslı İtibariyle
Masdar aslı itibariyle üç dürlüdür: fiili, ismi, vasfidir.
Masdar-ı Fiili
Masdar-ı fiili madde-i asliyesi fiil olan kelimeler olub ahirlerine mak ve mek lafızları getirilir.
اۏقۆمق : okumak, گۉلمك : gülmek gibi.
Masdar-ı İsmi
Masdar-ı ismi madde-i asliyesi isim olan kelimeler olub edat-ı masdar olan mek ve mak lafızlarının makabline birer de Lam-ı Meftuha15 getirilir.
ديشلمك : dişlemek, شيشلمك : şişlemek, طاشلمق : taşlamak, كاغدلامق : kağıdlamak gibi.
Masdar-ı Vasfi
Masdar-ı vasfi madde-i asliyesi sıfat olan kelimeler olub edat-ı masdarın makabline feth ile -laş, -leş, -lan, -len getirilir.
كۊتۉلشمك : kötüleşmek, أيۆلشمك : eyüleşmek, گۉزللنمك : güzellenmek, چيركينلنمك : çirkinlenmek gibi.
Osmani elifbada:
Maddesi İtibariyle
Masdar maddesi itibariyle iki dürlürdür: mücerred ve mezidun fih.
Mücerred Masdar
Mücerred madde-i asliyesinde sonradan katılma harf olmayan masdarlardır. Buda ya (sünai) yani iki harfli ve ya (sülasi) yani üç harfli ve ya (rubai) yani dört harfli olur.
Sünai ياپمق : yazmak, گلمك : gelmek, sülasi آيرمق : ayırmak, اسنمك : esnemek, rubai اۉرپرمك : ürpermek, آقسرمق : aksırmak gibi.
Bunlardan ma’ada16 şaz17 olarak bir harfli masdarlar vardır.
ديمك : dimek, يۆمق : yumak, يمك : yemek gibi.
Ve beş harfli masdarlarda vardır.
اصمارلمق : ısmarlamak gibi.
Mezidun Fih Masdar
Mezidun fih madde-i asliyesine sonradan harf katılan masdarlardır. Buda dört nev’dir: mutavaat, iştirak18, teaddiye, ismi ve vasfi
Mutavaat
Mutavaat fiileridir ki edat-ı masdardan evvel Latini elifbada -n, -un, -ün, Osmani elifbada Nun: ن getirilir.
Mutavaat Nun’iyle: ن edat-ı mechul olan Nun: ن birbirine benzediğinden eğer o iş failine yani işliyene nisbet olunur ise mutavaat ve eğer faili terk olunubda mef’ule nisbeti itibar olunur ise mechul olur.
Mutavaat misali:
Mechul misali:
Edat-ı masdarın makabli sakin olan yerlerde bazende mutavaat Lam: ل ile yazılur.
قرلمق : kırılmak, يازلمق : yazılmak gibi.
Ve bu surette dahi mechul edat-ı olan Lam ile birbirine müşabehet yani benzemek vak’ olur ve o halde birbirinden mânâ cihetiyle fark olunurlar.
Mutavaat misali:
Mechul misali:
İştirak
İştirak yani ortaklık manasını ifade içun edat-ı masdarın makabline Latini elifbada -ş, -ış, -iş, -uş, -üş, Osmani elifbada Şın: ش getürilen masdarlardır.
Yalnız şaz olarak طۏقنمق : dokunmak masdarından Nun: ن hazf olunarak طۏقشمق : tokuşmak gelür. Ve işbu Şın: ش bazende mutavaat manasına gelür.
Teaddiye
Teaddiye manasını ifade içun masdarın makabline Te: ت yahud Latini elifbada -dır, -dir, -dur, -dür, -tır, -tir, -tur, -tür, Osmani elifbada در getürilen masdarlardır.
İsmi ve Vasfi
İsimlerin ve sıfatların ahirine Lam-ı meftuha15 ile ve yahud Lam: ل ve Nun: ن yani لن ile edat-ı masdar getirilir.
طاشلامق : taşlamak, جلالهمق : cilalamak كاغدلهمق : kağıdlamak, قارالنمق : karalanmak بياضلنمق : beyazlanmak gibi.
Terkib Cihetiyle
Terkib cihetiyle masdar iki dürlüdür: basit ve mürekkeb.
Masdar-ı Basit
Masdar-ı basit zat-ı masdara başka bir şey katılmayan masdardır.
گلمك : gelmek, اۏلمق : olmak gibi.
Masdar-ı Mürekkeb
Masdar-ı mürekkeb ahirine başka kelime ve ya lafız katılan masdardır. Mürekkeb masdarlar dahi beş dürlüdür: iktidari, tacil, mukarebe, istimrari, ismi yahud vasfi yahud fiili
Masdar-ı İktidari
Masdar-ı iktidaridir ki bir masdarın edat-ı masdarı Ha-ı Resmiye’ye: ه tebdil idilerek ahirine Latini elifbada bilmek, Osmani elifbada بيلمك masdarı getürilür.
آصه بيلمك : asabilmek, يازه بيلمك : yazabilmek gibi.
Eğer edat-ı masdarın makabli harekeli olur ise Ha-ı Resmiye’den: ه evvel birde Ye: ى ziyade kılınur.
Masdar-ı Tacil
Masdar-ı tacildir ki buda edat-ı masdar Ye’ye: ى yahud Vav’a: و tebdil olunduktan sonra ahirine Latini elifbada virmek, Osmani elifbada ويرمك masdarı getürilerek yapılur.
أزيويرمك : ezivirmek, بۏزۆويرمك : bozuvirmek gibi.
Ve eğer edat-ı masdarın makabli harekelü olur ise ol vakit iki Ye: ى getürilür.
بكلييويرمك : bekleyivirmek, آڭلاييويرمك : ağlayıvirmek, اۏقۆييويرمك : okuyıvirmek gibi.
Masdar-ı Mukarebe
Masdar-ı mukarebedir ki bir masdarın edat-ı masdarı Ha-ı Resmiye’ye: ه tebdil olunduktan sonra ahirine Latini elifbada yazmak, Osmani elifbada يازمق masdarı getürilür.
گۊره يازدى : göreyazdı, بيله يازدى : bileyazdı, اۏقۆيه يازدى : okuyayazdı gibi.
Masdar-ı İstimrari
Masdar-ı istimraridir ki bir masdarın edat-ı masdarı Ha-ı Resmiye’ye: ه tebdil olunduktan sonra ahirine Latini elifbada gelmek, Osmani elifbada گلمك masdarı getürilür.
ايده گلدى : idegeldi, اۏله گلدى : olageldi, اۏقيه گلمش : okuyagelmiş, يازا گلمش : yazagelmiş, چكيله گلمش : çekilegelmiş gibi.
Ve bu masdar-ı istimrarilerin dahi fiil-i mazi sigaları kullanılur.
Ve yalnız چيقمق : çıkmak masdarından terkib iden fiil-i istimrari müfacat19 manasını ifade ider.
چيقه گلدى : çıkageldi gibi.
İsmi yahud Vasfi yahud Fiili
İsim yahud sıfat yahud fiil ile bir masdar-ı basitten terkib iden masdarlardır.
قارن طيۆرمق : karın doyurmak, آچ قالمق : aç kalmak, اۏقۆمش اۏلمق : okumuş olmak gibi.
Buda iki dürlüdür: ef’al-i hassadan mürekkeb ve ef’al-i ammeden mürekkeb
Ef’al-i Hassadan Mürekkeb
İsim yahud sıfat ile ef’al-i hassanın birinden terkib ider.
صۆ ايچمك : su içmek, چبلاق گيدرمك : çıblak geydirmek gibi.
Ef’al-i Ammeden Mürekkeb
İsim ya sıfat ile ef’al-i ammenin birinden terkib ider.
ياردم ايتمك : yardım itmek, غازى اۏلمق : gazi olmak, مرحمت أيلمك : merhamet eylemek, بۏرجلۆ قيلمق : borclu kılmak, اۏقۆمش اۏلمق : okumuş olmak, يازار اۏلمق : yazar olmak, سوهجڭ اۏلمق : sevecen olmak gibi.
ياپمق : yapmak lafzı dahi ef’al-i ammeden ise de yapmak daima isimler ile terkib idub ism-i masdarlar ve yahud sıfatlarla terkib itmez. أو ياپمق : ev yapmak, كتاب ياپمق :kitap yapmak gibi.
Ve ياپمق : bulunmak olmak manasına gelür.
حاضر بۆلنمق : hazır bulunmak gibi.
Ve بيۆرمق : buyurmak ta’zim makamında olarak itmek manasına gelür.
احسان بيۆرمق : ihsan buyurmak, تلطيف بيۆرمق : taltif buyurmak gibi.
Mânâ Cihetiyle
Masdarlar mânâ cihetiyle iki kısımdır: amme20 ve hassa21.
Amme masdarları:
يتمك : yetmek, أيلمك : eylemek, قيلمق : kılmak, اۏلمق : olmak, ياپمق : yapmak, بۆلنمق : bulunmak, بيۆرمق : buyurmak gibidir.
Bunlardan olmak ve bulunmak masdarları lazım ve ma’adaları mak’adidir.
Ve amme oldığı beyan olunan fiillerden gayrisi hassadır.
گلمك : gelmek, گيتمك : gitmek, اۊلدرمك : öldürmek gibi.
Mef’ulun Bihine Nisbetle
Masdar mef’ulun bihine nisbetle iki kısımdır. Biri lazım ve diğeri müteaddidir22. Çünki her bir masdar bir işi ifade itdiği cihetle elbette o işin faili23 bulunacağından eğer masdarın manası o failin hali olurda gayriye dokunmaz ise ana lazım ve eğer masdarın manası failin işi olubda gayriye dokunur ise ana da müteaddi dinür ve ol başkası ne ise ana dahi mef’ul24 dinilür.
Lazım olan masdarlar گۉلمك : gülmek, اغلامق : ağlamak, müteaddi olan masdarlar dahi
دۊػمك : döğmek, ياقمق : yakmak, كسمك : kesmek gibi.
Gülmek ve ağlamak bir adamın halidir ve başkasına dokunmaz. Döğmek, yakmak ve kesmek ise bir iştir ve başka birisine yada bir şeye dokunur.
Fiil-i lazımlar mef’ulun bih almayub bazen mef’ulun ileyh alurlar.
بغچهيه چيقمك : bağçeye çıkmak gibi.
Müteaddi iki kısımdır: sema’i ve kıyasi.
Sema-i Müteaddi Masdar
Sema’i aslında müteaddi olan kelimedir ki anlar nasıl işidilmiş ise öylece kullanılur.
قيرمق : kırmak, ييرتمق : yırtmak, ياقمق : yakmak gibi.
Kıyasi Müteaddi Masdar
Kıyasi aslında lazım olan fiillere edat-ı teaddi olan Latini elifbada -dır, -dir, -dur, -dür, -tır, -tir, -tur, -tür ve Osmani elifbada در lafzı ile Te: ت harfinin ilavesiyle müteaddi olan masdarlardır.
قيرمق : kırmak, ييرتمق : yırtmak, ياقمق : yakmak gibi.
Eğer edat-ı masdarın makabli Ra’dan: ر başka bir harf-i sakin olursa müteaddi yapmak içun Latini elifbada -dır, -dir, -dur, -dür, -tır, -tir, -tur, -tür ve Osmani elifbada در lafzı getürilür.
سومك : sevmek, سودرمك : sevdirmek gibi.
Ve eğer Ra: ر olub madde-i asliye dahi söylenme de iki harfden ibaret ise yine Latini elifbada -dır, -dir, -dur, -dür, -tır, -tir, -tur, -tür ve Osmani elifbada در lafzı ilave kılınur.
طۆرمق : durmak, طۆردرمق : durdurmak gibi.
Ve eğer iki harfden ziyade ise Te: ت ilave olunur.
اغارمق : ağarmak, اغارتمق : ağartmak gibi.
Lazım olan masdarlar dahi ya sema’i ve yahud kıyasi olur. Sema’iye misal: گيرمك : girmek, چيقمق : çıkmak gibi.
Kıyasi de fiil müteaddilerden yapılub edat-ı masdarın makabline Nun: ن ve yahud Lam: ل ilave kılınur.
Failine Nisbetle
Masdar failine yani o işi işleyene nisbetle iki kısımdır. Biri ma’lum25 ve u biri mechul26dur. Böyle uyumak ve kırmak gibi failine nispet olunan masdarlara malum25 dinilür. Ve eğer müteaddinin failinden kat’-ı nazar27 ile yalnız mef’uline taalluk28u muteber29 olursa mechul26 dinilür.
Mechuller fiil-i müteaddilerden yapılub ol fiillerden mechul gelmez ve mechuller mutavaat gibi bazen Nun: ن ve bazen Lam: ل ilavesiyle yapılur.
Ve bunda da kaide eğer asıl maddenin ahiri müteharrik30 yani harekelü ve yahud Lam: ل olmazsa mechul yapmak içun Lam: ل getürilür.
Ve eğer ahiri harekelü ve ya Lam: ل olursa ol vakit Nun: ن getürilür.
Edat İtibariyle
Masdar edat itibariyle üç kısımdır: asli, tekidi, tahfifi.
Masdar-ı Asli
Masdar-ı asli ahirinde mak ve mek edatı bulunan masdarlardır.
آلمق : almak, گۉلمك : gülmek gibi.
Masdar-ı Tekidi
Masdar-ı tekidi sakillerin ahirine Latini elifbada -lık, -luk ve Osmani elifbada لق ve hafiflerin ahirine Latini elifbada -lik, -lük ve Osmani elifbada لك getürilen masdarlardır.
آلمقلق : almaklık, گۉلمكلك : gülmeklik gibi.
Masdar-ı Tahfifi
Masdar-ı tahfifi ahirindeki Kaf: ق ve Kef: ك Ha-ı Resmiye’ye: ه tebdil olunan masdarlardır.
آلمه : alma, گۉلمه : gülme gibi.
Mananın Zuhuru İtibariyle
Masdar manasının zuhuru itibariyle iki kısımdır. Biri müsbet31 ve u biri menfi32dir.
Müsbet kendusinde varlık manası bulunan masdarlardır.
گۊرمك : görmek, گيتمك : gitmek gibi.
Menfi kendisinde yokluk manası olan masdarlar.
گۊرممك : görmemek, گيتمامك : gitmemek gibi.
Ve müsbet masdarları menfi yapmak içun her edat-ı masdarın ibtidasına bir meftuh Mim: م 33 getürilür.
گزمك : gezmek, گزممك : gezmemek gibi.
Yalnız fiil-i iktidarilerin menfisinden bilmek masdarı getürilmiyerek heman birinci cezinde olan Ha-ı Resmiye: ه ve edat-ı nehy olan Mim: م ve edat-ı masdar ile iktifa kılınur.
گۊرهبيلمك : görebilmek, گۊرهممك : görememek gibi.
Ve Mim’in fethasını beyan34 içun bazende bir Elif: ا yazılur.
ياپمق : yapmak, ياپمامق : yapmamak gibi.
İsti’mali İtibariyle
Masdar isti’mali yani kullanılması itibariyle üç dürlüdür: asıl, hasıl, ism-i.
Asıl Masdar
Asıl masdar ahirinde mak ve mek edatı bulunan masdarlardır. Geçen misaller gibi.
Hasıl Masdar
Ve kendusinde masdar manası çıkub ve o mânâ masdarın dışaruda görinen haline delalet itdiği halde öyle olan lafzada hasıl masdar dirler. Ve bunda kaide edat-ı masdarı Şın’a: ش tebdil itmektir.
Eğer edat-ı masdarın makablinde hareke bulunursa Şın’dan: ش evvel bir de Ye: ى ziyade kılınur.
Ve edat-ı masdarın makablinde olan Te: ت hasıl masdarda harekelendiği içun Dal’a: د kalb olunur.
İsm-i Masdar
İsm-i masdar kendulerinde edat-ı masdar olmayub mânâ-i masdarının ismi olarak bulunan lafızlardır ve bunun nev’i çok olub heman cümlesi sema’idir.
ياردم : yardım, صۏرغۆ : sorgu, بيۆرق : buyruk, گزنتى : gezinti, آلم : alım, صاتم : satım, ايچم : içim gibi.
Hâmiş
-
terkib: birkaç kelimenin birleşip yeni bir mânâ ifade etmesi hali ↩
-
mâkabl: bir şeyin kendinden evvel olanı, önce, geçmiş. Zıttı: mâbad35 ↩
-
meftuh: harekesi üstün yâni fetha olup “a, e” şeklinde okunan, fethalı harf ↩
-
meksur: esre kesre ile harekeli olup “ı, i” şeklinde okunan, kesreli harf, kırılmış, kırık ↩
-
mazmum: harekesi ötre, zamme olup “o, ö, u, ü” şeklinde okunan, zammeli harf, ilâve edilmiş, eklenmiş, zammedilmiş ↩
-
ihtisar: sâdeleştirme, basitleştirme ↩
-
hazf: saklama, söylememe, çıkarma, kaldırma, silme ↩
-
iltibas: fazla benzerlikten veya mananın başka tarafa çekilmeğe elverişli olmasından ileri gelen karışıklık, başka bir şeye benzetilmekten doğan şüphe ve tereddüt ↩
-
iştibah: şüphe etme, şüphelenme ↩
-
caiz: yerinde, uygun, doğru olan şey ↩
-
elhasıl: sözün kısası, hâsılı, velhâsıl ↩
-
huruf: harfler ↩
-
zira: çünkü, şundan dolayı ↩
-
müşabehet: benzerlik, benzeyiş ↩
-
Lam-ı meftuha: Lam harfinin a, e ile harekelenmiş hali, -la, -le ↩ ↩2
-
ma’ada: Ar. mā “şey” ve istisnâ edatı ‘adā ile mā-‘adā, –den başka, –den gayri ↩
-
şaz: umumi kaidelere uymayan, kaide dışı, istisna olan, müstesna ↩
-
iştirak: birlik olma, ittihad, ortak olma, birlikte bir iş yapma ↩
-
müfacat: ansızın, ansızın gelme, erişme, ânîden olma ↩
-
amme: herkes, umum, millete ait, hususi olmayan ↩
-
hassa: bir şeye veya bir kimseye mahsus olan, yalnız onda bulunan hal, keyfiyet ↩
-
fail: bir fiilin ifade ettiği işi yapan veya bildirdiği hale sahip olan kimse veya şey ↩
-
mef’ul: bir fiilin tesirinde kalan şey veya kimse ↩
-
malum: herkes tarafından bilinen, öğrenilmiş olan şey, malum fiil ↩ ↩2
-
mechul: bilinmeyen, tanınmayan, belli olmayan, mechul fiil ↩ ↩2
-
kat’-ı nazar: alakayı kesmek, bir şeye bakmaktan vazgeçmek, devam etmeyecek şekilde bitirme, son verme ↩
-
taalluk: ilgi, bağ, ilişik ↩
-
muteber: hürmet gören, itibarlı, itimat edilir, makbul ↩
-
müteharrik: harekesi olan, harekeli (harf), hareket eden, hareket hâlinde olan ↩
-
müspet: doğru, sağlam, faydalı, ispatlı, gerçek, hakiki, vaki ↩
-
menfi: yanlış, çürük, faydasız, sahte ↩
-
Mim-i meftuha: Mim harfinin a, e ile harekelenmiş hali, -ma, -me ↩
-
beyan: izah etme, anlatma, ifade etme ↩
-
mâbad: bir şeyin kendinden ahir olanı, sonra, arka, devam ↩
-
teaddi: fiilin gösterdiği işin mef’ûle tesir etmesi, gayret, hareket, saldırma ↩