İsm-i işaret bir kelimedir ki anınla bir şeye işaret olunur. İşaret olunan şeye de müşarün ileyh1 derler. İsm-i işaret 3 dürlüdür: İşaret-i Zat, İşaret-i Mekan, İşaret-i Vasıf
İsm-i İşaret-i Zat
İşaret-i zat göz ile görünen bir zatı ve ya şeyi işaret için kullanılır ve bu, şu, o kelimeleridir. Cemʿlerinde bunlar, şunlar, anlar denilir.
Osmani elifbada:
İsm-i İşaret-i Mekan
İşaret-i mekan göz ile görünen bir yere işaret içun kullanılır ve bura, şura, ora kelimeleridir. Cemʿlerinde buralar, şuralar, oralar denilir.
Osmani elifbada:
İsm-i İşaret-i Vasıf
İşaret-i vasıf göz ile görünen şeyin sıfatına ve haline işaret içun kullanılır ve böyle, şöyle, öyle kelimeleridir.
Osmani elifbada:
Yakınlık ve Uzaklık Hali
İşbu ism-i işaretlerden bu, bura, böyle yakın içun ve şu, o, şura, ora, şöyle, öyle uzak içun kullanılır.
Pek yakın murad idilecek olduğu halde edat-ı tenbih işbu kullanılır. Edat-ı tenbih aşağıda kendi bahsinde izah olunur.
Ve pek uzağa işaret itmek içun dahi (di şu, di şurası, di şöyle, di ha) kelimeleri kullanılır ise de böyle yalnız ağızdan söylenir yazı ile yazılmaları asla muvafık2 değildir.
Osmani elifbada:
Edat-ı Tenbih
Ve bazen bu kelimesinin evveline edat-ı tenbih3 olan iş lafzı ilave olunarak işbu denilir. İşbu lafzı söz içerisinde evvelde bahsi geçen bir şeye işaret etmek için, dikkati o şeye çekmek için kullanılır.
Osmani elifbada: - işbu: اشبۆ şeklinde yazılır.
Ahval-i Erbaa
İsm-i işaretlerde dahi ahval-i erbaa cari olur
böyle, şöyle, di ha kelimelerinin ahval-i erbaası yoktur.
Hâmiş
-
müşarün ileyh: 1.Adı geçen, sözü edilen, anılan, işâret edilen kimse, 2.Yazılı, sözlü ifâdelerde ve bilhassa resmî yazışmalarda makam ve mevkice yüksek kimseler için kullanılırdı ↩
-
muvafık: 1.Münâsip, 2.Aynı tarafı destekleyen, aynı görüşü paylaşan, birbirine muhâlif olmayan kimselerden her biri ↩
-
tenbih: Bir şeyin yapılıp yapılmamasını, şöyle veya böyle yapılmasını söyleme ve bunu üzerinde durarak hatırlatma ↩
-
maslahat: 1.İş, husus, mesele, 2.İyi olan ve iyiliğe yol açan, hayır getiren, fayda sağlayan şey. Karşıtı: Mefsedet ↩